Ruanda’nın başkenti Kigali’de 2 Kasım 2026 tarihinde başlayan Montreal Protokolü Taraflar Toplantısı’nın 38’incisinde (MOP38), gelişmekte olan ülkelerin iklim dostu soğutma teknolojilerine geçişini destekleyecek finansmanın artırılması ve sanayi kaynaklı sera gazı emisyonlarının izlenmesi konuları gündeme gelmiştir. 2016 yılında Kigali’de kabul edilen Kigali Değişikliği, soğutma ve iklimlendirme sistemlerinde yaygın olarak kullanılan hidroflorokarbonların (HFC) tüketiminin kademeli olarak azaltılmasını öngörmektedir. Bu gazlar ozon tabakasını inceltmemekle birlikte, güçlü sera gazları arasında yer almaktadır.
Çevre araştırmaları kuruluşu Environmental Investigation Agency (EIA), 2027–2029 döneminde anlaşmanın uygulanması için ihtiyaç duyulabilecek finansmanın farklı senaryolara göre 1,23 milyar ile 1,692 milyar dolar arasında değişebileceğini tahmin etmektedir. Söz konusu rakamlar hükümetlerce kararlaştırılmış kesin finansman tutarları değil, kuruluşun bağımsız tahminleridir. Sağlanacak finansmanın büyüklüğü; HFC kullanımının azaltılması, alternatif soğutucu gazlara geçiş, enerji verimliliğinin artırılması, denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve teknik personelin eğitilmesi açısından belirleyici olacaktır. Kigali Değişikliği’nin tam uygulanmasının, 2100 yılına kadar küresel ısınmayı 0,5°C’ye kadar önleyebileceği; enerji verimliliği iyileştirmeleriyle bu etkinin daha da artırılabileceği belirtilmektedir.
Toplantıda ayrıca, sanayi kaynaklı HFC-23 emisyonlarına ilişkin bildirilen veriler ile atmosferik ölçümlerden elde edilen tahminler arasındaki farklılıklar ele alınmaktadır. Bu durum, emisyonların daha doğru ölçülmesi, raporlanması ve izlenmesi ihtiyacını ortaya koymaktadır. Ruanda Çevre Bakanı Bernadette Arakwiye, uluslararası taahhütlerin uygulanabilmesi için lisanslama sistemleri, kotalar, teknik standartlar ve teknisyen eğitimlerinin önemini vurgulamıştır. Özellikle soğuk hava depoları, gıda muhafazası, sağlık hizmetleri ve sanayi üretiminde soğutma altyapısının geliştirilmesi, ekonomik kalkınma açısından önemli görülmektedir. Bununla birlikte, çevre dostu alternatif gazların kullanımı, uygun ekipman ve güvenlik standartları ile nitelikli teknik personel gerektirmektedir.