Ruanda, Özel Sektör Yatırımlarını Artırmaya ve Yatırımları Somut Ekonomik Sonuçlara Dönüştürmeye Odaklandı

Ruanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame,  ülkenin özel sektör öncülüğündeki ekonomik büyümesini hızlandırmak, yatırımları artırmak, ihracatı geliştirmek ve turizm sektörünü güçlendirmek amacıyla yatırımcı çekmenin tek başına yeterli olmadığını, asıl hedefin yatırımların hayata geçirilmesi, işletmelerin büyümesi, üretimin artırılması, istihdam yaratılması ve ihracat kapasitesinin geliştirilmesi olması gerektiğini vurgulamıştır. Cumhurbaşkanı ayrıca yatırımcıların Rwanda’da faaliyet göstermesini ve büyümesini kolaylaştıracak iş ortamının sürekli olarak iyileştirilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir.

Söz konusu yaklaşım, Rwanda’nın ekonomik büyümede kamu yatırımlarının yanı sıra özel sektör ve yabancı sermayenin rolünü daha da artırmayı hedeflediğini göstermektedir. RDB, yatırım tanıtımı, yatırım projelerinin müzakere edilmesi, yatırımcıların ruhsat ve kayıt işlemlerinin kolaylaştırılması, ihracat ve özel ekonomik bölgelerin geliştirilmesi ile yatırım sonrası destek hizmetlerinden sorumlu temel kurum konumundadır. RDB’nin 2025-2030 stratejisinde de Rwanda ekonomisinin “investment-led, export-driven and private-sector-powered” bir yapıya kavuşturulması hedeflenmekte ve önümüzdeki beş yıl içerisinde en az 3 milyar ABD doları tutarında büyük ölçekli yatırım çekilmesi amaçlanmaktadır.

Rwanda’nın yatırım çekme performansı da bu hedefin mevcut bir yatırım tabanına dayandığını göstermektedir. RDB’nin 2025 yılı sonuçlarına göre ülkede toplam 2,62 milyar ABD doları tutarında yatırım 799 proje kapsamında kayıt altına alınmış, söz konusu projelerin 38 binden fazla istihdam yaratması beklenmiştir. 2025 yılında yatırım hacminde gayrimenkul, imalat ve madencilik sektörleri öne çıkarken, yabancı özel sermaye girişleri de 2024 yılında 872,9 milyon ABD dolarına ulaşarak bir önceki yıla göre %21,8 artmıştır.

Yeni yatırım yaklaşımı kapsamında özellikle imalat, tarım ve tarımsal işleme, turizm, madencilik, tekstil ve hazır giyim, ulaştırma ve lojistik, yaşam bilimleri, dijital hizmetler ve finansal hizmetler yüksek potansiyelli sektörler olarak öne çıkmaktadır. RDB’nin beş yıllık stratejisinde bu sektörlere yönelik güçlü değer zincirlerinin oluşturulması ve büyük ölçekli yatırımların yanı sıra mevcut Rwandalı şirketlerin de bölgesel ve uluslararası ölçekte büyütülmesi hedeflenmektedir.

Özellikle imalat sektörünün Rwanda’nın ithalata bağımlılığını azaltması ve ihracat kapasitesini geliştirmesi bakımından öncelikli olduğu görülmektedir. RDB verilerine göre imalat sektörünün Rwanda GSYH’sindeki payı 2018 yılında %9,9 iken 2023/24 döneminde %21’e yükselmiştir. Hükümetin “Made in Rwanda” politikası çerçevesinde hafif imalat, ilaç, otomotiv, ambalaj, tüketim ürünleri, e-mobilite, tekstil, ahşap ürünleri ve geri dönüşüm gibi alanlarda yeni yatırımlar teşvik edilmektedir.

Rwanda ayrıca yatırımcılar açısından çeşitli mali ve idari teşvikler sunmaktadır. Örneğin belirli sektörlerde en az 50 milyon ABD doları yatırım yapan ve yatırımın en az %30’unu özkaynakla gerçekleştiren yatırımcılara, belirli şartlar altında yedi yıla kadar kurumlar vergisi tatili sağlanabilmektedir. Bu teşvik enerji, imalat, turizm, sağlık, belirli ICT yatırımları ve ihracata yönelik yatırımları kapsamaktadır. Ayrıca Rwanda’da yabancı sermaye sahipliği konusunda genel bir kısıtlama bulunmaması ve sermaye hareketlerine ilişkin serbestlik sağlanması yatırım ortamının önemli unsurları arasında yer almaktadır.

ICT ve dijital hizmetler de Rwanda’nın yatırım stratejisinde giderek daha fazla önem kazanmaktadır. RDB tarafından yazılım geliştirme, uygulama entegrasyonu, IT danışmanlığı, yazılım Ar-Ge’si ve ICT eğitim hizmetleri yatırım fırsatı olarak gösterilmektedir. Özellikle genç nüfusun teknoloji alanındaki becerilerinin geliştirilmesi ve Rwanda’nın bölgesel bir dijital hizmet merkezi haline getirilmesi hedeflenmektedir.

RDB’nin yatırım politikasının dikkat çekici bir diğer yönü ise yatırım sonrası destek (aftercare) mekanizmasına verilen önemdir. RDB, yalnızca yeni yatırımcıların ülkeye çekilmesini değil, mevcut yatırımcıların faaliyetlerini genişletmesini, üretimlerini artırmasını ve ihracata yönelmesini de yatırım politikasının bir parçası olarak ele almaktadır. Bu kapsamda yatırımcıların karşılaştığı düzenleyici ve operasyonel sorunların çözülmesi ve yatırımların hızlı şekilde faaliyete geçirilmesi hedeflenmektedir.